Şimdi Daha Çok Sev Yollarımızı Ayıran Kadere İnat...

  • 24/4/2007 - Yorumsuzzz resimler ...
  • Suskunluğun en acımasız olduğu zamanlardayım bu günlerde.

    Sadece susuyorum ve uzaktan izliyorum bir sevdanın hazin intiharını.

    Dirhem dirhem kan damlıyor açık yaralarımdan ve her damlada bir umut eksiliyor damarlarımdan. Susmak yakıştı sanırım bana artık kimse yadırgamıyor beni ve suçlamıyor

     Yüzümde mutluluk denen maske dilimde yalandan sevda şarkıları ve hiç gelmeyecek güzel günleri beklermiş gibi yapıyorum.

     Ağlamıyorum artık halka açık mekânlarda.

    Hiçbir çaba sarf etmiyorum sadece susuyorum.

     Herkes bir anlam katıyor susuşuma her kafadan bir ses çıkıyor.

    Kimileri “delirmiş bu” diyor kimileri “aklı başına gelmiş” kimileri “unuttu artık” diyor kimileri “ölsede unutamaz” ben ise sadece susuyorum.

    Ne varsa yaşamak istediğim içimde yaşıyorum.

    Kimi zaman geceyi bekliyorum maskemi çıkarmak için kimi zaman bir deniz kıyısına atıyorum kendimi yada adını yolunu bilmediğim caddelere.

     Hüzünlerimle baş başa kalıyorum kendim olabilmek için acılarımla yüzleşiyorum.

     İçime akıttığım gözyaşlarını denize boşaltıyorum kimseler görmeden.

    Yitirdiğim umutlarımın arkasında türküler yakıyorum kimsenin bilmediği.

     Giden sevgiliye şiirler okuyorum kafiyesiz beklide anlamsız yada benden başka kimsenin anlayamayacağı.

    Özlemlerimi özgür bırakıyorum salıveriyorum gökyüzüne belki özlediğime giderler kendilerini gösterirler ve tarif ederler özlenene nasıl özlendiğini ama nafile özlemlerimde dilsiz benim gibi onlarda suskun artık.

     Eski ve kimsenin bilmediği yerlere sakladığım resimlere bakıyorum herkesin yaktığımı sandığı hatıralarla baş başa kalıyorum hatıralar da suskun ve bendeki resmin artık bana bakmıyor.

     

    Hasretlere kafa tutuyorum cesaretim yok aslında ve güçsüzüm karşısında ama dedim ya kendim olmak için mecburum buna.

     Kendime bakıyorum uzaktan isyanlarım bile suspus olmuş kendi halinde.

    Hesap bile soramıyorum artık sevgiden.

     Birkaç soru var aslında dilimde

    Gece güne dönmek üzereyken takıyorum yine maskemi ve suskunluğumu geçiriyorum bedenime.

     

    İnsan içine karışıyorum herkes gibi görünmeye çalışıyorum.

    Hüzünleri özlemleri gözyaşlarımı aldanışlarımı ve düş kırıklarımı saklıyorum kimsenin bilmediği yerlere.

    Unutmasam da unutmuş gibi yapıyorum.

    Ve yine suspus oluyorum.

     Bilsin istemiyorum kimse içimde “keşkeler” ile başlayan isyanlar olduğunu anlasınlar istemiyorum görsünler istemiyorum acılarımı.

     Satır aralarına gizliyorum yaşamak isteyip te yaşayamadıklarımı konuşmak isteyip te anlatamadıklarımı.

     Sıradan cümleler kullanmaya dikkat ediyorum anlasın istemiyorum kimse gerçekte ne anlatmak istediğimi ne fırtınalar koptuğunu içimde ne hesaplaşmalar yaşadığımı kendimce bilsinler istemiyorum.

    Söylenmemiş ve yaşanmamış o kadar çok şey var ki içimde sana dair hepsini suskunluğuma hapsediyorum satır aralarına gizliyorum sana söylemek istediklerimi. Bir bilsen bir anlayabilsen neler haykırıyor suskunluğum.

    Anlamayacak olsan da ben yine susuyorum ve noktalıyorum cümlelerimi.
    Maskem yüzümde gece güne dönmek üzereyken bende kalabalık yalnızlığıma feryatlar içindeki suskunluğuma ve sahte bana geri dönüyorum.
    Suskunluğun en acımasız olduğu zamanlardayım sadece susuyorum…

     

    Geceyi Şahit Kılıp üzerime .. Bu sefer Kalemimi Kırıyorum ..

    Aradığınız Kişi Şuan Hasret Diyarındadır..

    Bir daha Asla Denemeyiniz..

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 15/12/2006 - Polemikler !!!!!!!!!!!!
  •  

             En “Sert” Polemik

           Son zamanlarda köşe yazarları arasında yaşanan polemiklere “Ayıp ama bu kadar da olmaz” diyenler sıkı dursun…Aşağıdaki örnekleri okuduğunuzda cümlenizi bugünlere şükür diye bitireceksiniz..

     

    Kullanılan kelimeler ve benzetmeler bakımından en sert polemiklerden biri de ikisi de kalem ustası olan Necip Fazil ve Bedii Faik arasında yaşandı.Necip Fazil  18 Ocak 1962 de yazdığı yazıda Bedii Faik için şöyle diyordu:

     

        “Bab-ı Ali’nin Babıadi cephesinde Dünya isimli,çöp tenekesi boynunda bir kulübeye sığınmış bir köpek vardır ve adı Bedii Faik’tir.Dökük kıllarının her kökünde uyuz kabartıları zıplaşan ve ruhundaki cerahat azgından dökülen bu adi hayvan,fikir adına hiçbir mahalle itinin tenezzül etmeyeceği küfürlere kadar düşer.Bu mikrop kavanozu it,geçenlerde benim ‘Kırmızı’ isimli yazımı ele alıyor.Bab-ı Ali’nin Babıadi cephesi iti,unutmuş görünüyor ki  bu alemde topu topu yedi renk vardır…Bedii Faik’in suratından daha az kirli olan ve kendisine kefenlik etmeyi kabul etmeyecek kadar haysiyet sahibi bulunan adet bezi de kırmızıdır.”

     

    Bedii Faik’in cevabı da tahmin edersiniz ki daha yumuşak olmaz: “Hangi sarhoşluk gecesinin sabahında peydahlandığı belli olmayan piç!”

        Bedii Faik’in bir başka polemik klasiği ise Demokrat Parti’nin yayın organı Zafer gazetesinde çıkan bir yazıya verdiği cevaptı. Gazete,Faik’in yazdığı Dünya’yı kastederek “Biz artık o gazeteyi tuvalet kağıdı olarak kullanmaya karar verdik.” Diyordu. Yazarın yanıtı her zamanki kısa ve kesin üslubunu yansıtıyordu: “Pek güzel! Bu durumda bir süre sonra kıçınız başınızdan daha akıllı olacak demektir!”

     

     

    POLEMİĞE KADIN KARIŞIR MI ?

       Demokrat parti taraftarı olan Yeni İstanbul gazetesi yazarları gazete çıktığı günden itibaren Bedii Faik’e saldırıyor ama o inatla cevap vermiyordu.Bir süre sonra Yeni İstanbul’cular saldırılarının dozunu arttırdılar: “Çamaşırlarını dahi ingiltere’den alır.Donları,gömlekleri,fanilaları İngiliz markalı 45’lik küçük bey!” Faik sonunda dayanamadı;sadece dört cümleden oluşan cevabı yenilir yutulur cinsten değildi:

          “Okurlarım merak etmiş soruyor: ‘Yeni İstanbul yazarları sizin çamaşırlarınızın markalarını nasıl ve nereden bilebiliyorlar?’ Cevap vereyim: Mesele,karılarının gevezeliğinden ibarettir!”

    Haftalık....

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 15/12/2006 - Ne ararsın tanrı ile aramda....
  • Ne arasın Tanrı ile aramda?
    Sen Kimsin ki Orucumu Sorarsın?
    Hakikaten gözün yoksa HARAM da
    Başı açığa neden TÜRBAN sorarsın?

    Rakı, Şarap içiyorsam SANANE!
    Yoksa sana bir zararı içerim
    İkimizde gelsek kıldan köprüye
    Ben dürüstsem Sarhoşken de
    geçerim

    Esir iken mümkün müdür ibadet?
    Yatıp Kalkıp ATATÜRK'e DUA ET
    Senin gibi Dürzülerin yüzünden
    Dininden soğuyacak bu millet.

    İşgaldeki halini sakın UNUTMA
    ATATÜRK'e dil uzatma sebepsiz
    Sen Anadan yine çıkardın ama
    Baban kimdi bilemezdin şerrrreeefffssiiizzzzz ! 

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 15/12/2006 - YIKIN HEYKELLERİMİ...

  • Ey milletim,
    Ben, Mustafa Kemal'im...
    Çagin gerisinde kaldiysa düsüncelerim,
    Hâlâ en hakiki mürsit, degilse ilim,
    Kurusun damagim, dilim.
    Özür dilerim...
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yikin, diktiginiz heykellerimi...
    *
    Özgürlük hâlâ,
    En yüce deger
    Degilse eger...
    Prangali kalsin diyorsaniz, köleler...
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yikin, diktiginiz heykellerimi...
    *
    Yoksa, çagdas medeniyetin bir anlami,
    Ortaçaga tasimak istiyorsaniz zamani,
    Bas taci edebiliyorsaniz
    Sanatin içine tüküren adami...
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yikin, diktiginiz heykellerimi...
    *
    Yetmediyse acisi, siddetin, savasin.
    Anlami kalmadiysa
    Yurtta sulh, dünyada barisin.
    Eger varsa ödülü, silahlanmayla yarisin.
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yikin, diktiginiz heykellerimi...
    *
    Özlediyseniz fesi, peçeyi.
    Aydinliga yegliyorsaniz, kara geceyi.
    Hâlâ medet umuyorsaniz
    Sihtan, seyhten, dervisten.
    Sifa buluyorsaniz,
    Muskadan, üfürükçüden...
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yikin, diktiginiz heykellerimi...
    *
    Esit olmasin diyorsaniz, kadinla erkek...
    Kara çarsafa girsin diyorsaniz,
    Yobazin gazabindan ürkerek...
    Diyorsaniz ki, okumasin
    Kadinimiz, kizimiz;
    Budur bizim alin yazimiz...
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yikin, diktiginiz heykellerimi...
    *
    Fazla geldiyse size, Hürriyet, Cumhuriyet...
    Özlemini çekiyorsaniz,
    Saltanatin, sultanin...
    Hâlâ önemini anlayamadiysaniz,
    Millet olmanin...
    Kul olun, ümmet kalin,
    Fetvasini bekleyin, Seyhülislamin...
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yikin, diktiginiz heykellerimi.

    S.Apaydın

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 14/12/2006 - “Türk erkeğinin........
  • “Türk erkeğinin  çektiği  31şey”

    1/  Bir işe başlarken besmele çeker

    2/  Delikanlıdır;tesbih çeker

    3/  Sportmendir;barfiks çeker

    4/  Tek eliyle şınav çeker

    5/  Kendi dişini kendi çeker

    6/  Taraftardır; üçlü çeker

    7/  Kaçan golde yuh çeker

    8/  Akşamcıdır;kafayı çeker

    9/  Ağzında sigara,halay çeker

    10/Muazzam kopya çeker

    11/Dikiz aynasından hareket çeker

    12/Kaynanadan çok çeker

    13/genelde babaya çeker

    14/Evladına nutuk çeker

    15/İskenderin üstüne künefe çeker

    16/Komedi filminin kralını çeker

    17/Çuhayı yırtmadan pike çeker

    18/Kafası bozulunca resti çeker

    19/Yükte ağır parada hafif çeker

    20/Parayı bulan arabayı çeker

    21/Mahallede pati çeker

    22/Gurbette hasret çeker

    23/Sevdiğini sorguya çeker

    24/Aldatılınca tetiği çeker

    25/Memlekete turist çeker

    26/Kaşı gözü ilgi çeker

    27/Her ortamda dikkat çeker

    28/İtalyan erkeklerine beş çeker

    29/İngilizlere yirmibeş çeker

    30/Balıketi görünce iç çeker

    31/Canı neler neler çeker…

     

    “Delikanlı Türk Erkeğinin Asla çekmeyeceği 20 şey”

    1/ Uyuşturucu madde çekmez!

    2/ Plajda göbeğini içine çekmez!

    3/ Vücudunun herhangi biyerinden kıl çekmez!

    4/ Ütüyle saçına fön çekmez!

    5/ Aynadan kendi fotografını çekmez!

    6/ Pop star yarışmasına mesaj çekmez!

    7/ Kızlara motivasyon! mesajı çekmez !

    8/ Kaleyi görmeden şut çekmez !

    9/ Şampiyonlar liginde sıfır çekmez!

    10/Fransız’ın ağız kokusunu çekmez!

    11/Amerikalıya yağ çekmez!

    12/Vatanı peşkeş çekmez!

    13/Akıntıya karşı kürek çekmez!

    14/Boş kağıdın fotokopisini çekmez!

    15/Din sınavında kopya çekmez!

    16/Önce not alıp sonra temize çekmez!

    17/Son parasıyla piyango çekmez!

    18/Hayvanat bahçesinde belgesel çekmez!

    19/Arabayı otoparka çekmez!

    20/Bacağını açıp otostop çekmez!

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 7/12/2006 - Kara yazımız...
  • Geçmedi yare sözümüz
    Yollarda kaldı gözümüz
    Yere sürüldü yüzümüz
    Böyleymiş karayazımız.

    Çiçekler açılmaz oldu
    Pınarlar içilmez oldu
    Yar bize gülmez oldu
    Böyleymiş kara yazımız.

    Yalnız ona yar demiştik
    Onda bir şey var demiştik
    O bizi anlar demiştik
    Böyleymiş kara yazımız.

    Hey gönül gene bu gece
    Kederim geceden yüce
    Gel susalım beraberce
    Böyleymiş kara yazımız.

    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 6/12/2006 - Hikayemiz...
  • Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
    Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
    Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
    Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.

    Bir volkandı içimizde coşan nehirler
    Coştukça umutlar hep taşardı sanki
    Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
    Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

    İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
    Umutlar hep gecelerde yol olur gider
    İşte bizim hikayemiz burada biter
    Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider...Ahmet Kaya

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 6/12/2006 - Böyle bir sevmek...
  • Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir 
    Azıcık okşasam sanki çocuktular
    Bıraksam korkudan gözleri sislenir
    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
    Böyle bir sevmek görülmemiştir. 
    Hayır sanmayın ki beni unuttular 
    Hala arasıra mektupları gelir
    Gerçek değildiler birer umuttular 
    Eski bir şarkı, belki bir şiir 
    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
    Böyle bir sevmek görülmemiştir 
    Yalnızlıklarımda elimden tuttular
    Uzak fısıltıları içimi ürpertir
    Sanki gökyüzünde bir buluttular 
    Nereye kayboldular şimdi kimbilir
    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
    Böyle bir sevmek görülmemiştir...
    yorumlayan : ahmet kaya  bu muhteşem eserin sahabı yani yaratıcısı ATİLLA İLHAN'dır.. ruhuna el-fatiha... 
    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 6/12/2006 - Biz üç kişiydik ...
  • Biz üç kişiydik;
    Bedirhan, Nazlıcan ve ben
    Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek
    Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,
    Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek
    
    El tetikte kulak kirişte
    Ve sırtımız toprağa emanet
    Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,
    Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.
    Deniz çok uzaktaydı
    Ve dokunuyordu yalnızlık.
    Gece uçurum boylarında,
    Uzak çakal sesleri
    Yüzümüze, ekmeğimize,
    Türkümüze çarpar geçerdi.
    
    Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,
    Tüterdi buram buram.
    Gizlice ona bakardık,
    Yüreğimiz göçerdi
    
    Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı,
    Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
    Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
    Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi
    
    Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,
    Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,
    
    Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,
    Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı
    
    Nazlıcan serin yayla çiçeği
    Nazlıcan deli dolu heyecan
    Göğsümde bir sevda kelebeği
    Nazlıcan ah Nazlıcan
    
    Artık yenilmiş ordular kadar
    Eziktik, sahipsizdik
    Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,
    
    Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
    Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda
    
    Bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular
    Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,
    Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
    Titredi ve iki yana düştü kolları
    Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
    Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi
    Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
    Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi
    
    Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
    Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
    Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
    O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı
    
    Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,
    Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası
    Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,
    Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası
    
    Bedirhan mor dağların kaçağı
    Bedirhan mavi gözleri şahan
    Zulamda suskun gece bıçağı
    Bedirhan ah Bedirhan
    
    Biz üç kişiydik
    Üç intihar çiçeği
    Bedirhan, Nazlıcan ve ben
    Suphi... ahmet kaya
    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 4/12/2006 - Minik bir kız çocuğu ..
  • Ona hergün rastlardım
    Kuyruğun bir ucunda
    Bir minibus parası
    Sımsıkı avucunda
    Uykusuna doymamış
    Kırpışan gözleriyle
    Anlarsa baktığımı
    Başı inerde öne
    Bildiğim kadarıyla
    Ölmüş anne babası
    Okulundan koparıp işe koymuş ablası
    Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
    Hep gülümserdi yüzü
    Ansızın uyanınca
    Bir minik kiz çoçuğu saçları darma dağın
    Yollarda yalınayak uşur uşur uşur elleri

    Meraklandım birkaç gün durakda görmeyince
    Tanıyanlar soyledi inanmadım ilk önce
    Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
    Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
    İşte o an dişliler kapmış iki elini
    Böyle ödemiş yavrum ruyanın bedelini
    Tebessüm donup kalmış ağızının kenarında
    Solu vermiş minik kız henüz ilkbaharında
    Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
    Ölümün kucağında uşur uşur uşur elleri.. ahmet kaya

    Yorum ( yok ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Yenildim vazgeçtim beni sevmenden kalp kırık,yoruldum gitmelerinden sevmedin belki beni çok yürekten bil yeter ben üzüldüm sen giderken ah olmadımmı yanında sen çok yalnızken sarmadımmı seni kimseler sarmazken istedin vermedimmi herşeyimi en derinden sevmedimmi ben

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • ahuramazda
  • zine
  • esatca
  • yomer12
  • amedi
  • sarap62

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 2
    | Sonraki Sayfa